Türkiyede Akıllara Zarar Emeklilik Sistemi ve Aylık Bağlama Oranına Göre Emekli Aylıklarının Düşük Olması

REELS & SHORTS

Türkiye’deki Adaletsiz Emeklilik Sistemi: Aylık Bağlama Oranlarının Düşük Olması ve Etkileri

Türkiyede'ki Akıllara Zarar Emeklilik Sistemi ve Aylık Bağlama Oranına Göre Emekli Aylıklarının Düşük Olması #emekli #emeklimaaşı #memur #keşfet #keşfetteyizzz Mehmet, 43 yaşında. 1 ay önce emekli oldu. Mehmet, tüm çalışma hayatı boyunca asker ücreti almıştı. SGK primlerinin tamamı asker ücret üzerinden ödendi. Emekli olduğundaysa Mehmet’e sadece 7.500 ₺ emekli maaşı bağlandı. Zeynep ise 53 yaşında. Tüm çalışma hayatı boyunca asker ücretin 2 katı maaş aldı. Primleri her ay eksiksiz şekilde ve aldığı ücret üstünden yatırıldı. Zeynep, Ali’den 3 yıl daha fazla çalıştı ve prim ödedi. Ali’yle aynı gün emekli oldular ve ona da 7.500 ₺ emekli maaşı bağlandı. Kulağa nasıl geliyor? Adaletsiz, gerçek dışı, saçma. Eğer bir yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız, bu sayıların tamamen doğru olduğundan şüpheniz olmasın. Sorun sayılarda değil, emeklilik sisteminde. Maalesef sistemin geldiği nokta bu. Türkiye, belki de dünyadaki en adaletsiz emeklilik sistemine sahip. Peki ama nasıl oluyor da devlet, yüksek prim ödeyene düşük maaş verebiliyor? Ama bu maaşı alan emekli buna itiraz edemiyor. Daha doğrusu itiraz etse bile neden mahkemede sonuç alamıyor? Cevabı çok açık: Her şey yasalara uygun da ondan. Ancak ne yazık ki bir şeyin yasalara uygun olması onu adil yapmıyor. Şimdi gelin bu adaletsizliğin nedenlerine bakalım. Öncelikle size emekli maaşının nasıl hesaplandığını basitçe anlatayım. Emekli maaşınızı belirleyen ilk parametre, çalışma hayatınız boyunca aldığınız ortalama maaş. Yıllar boyunca aldığınız tüm maaşlarınız toplam ay sayısına bölünüyor ve aylık ortalama maaşınız hesaplanıyor. Elbette bu ortalama maaş hesaplanırken önceki yıllardaki maaşlarınız enflasyon katsayılarıyla çarpılıp güncelleniyor. Yani 20 sene önce aldığınız maaş, bugünkü değeriyle hesaba katılıyor.

sosyal.site

Şimdi gelelim en can alıcı noktaya: Bu ortalama maaş, kısaltması ABO olan aylık bağlama oranı denen bir katsayıyla çarpılıyor ve emekli maaşınız ortaya çıkıyor. Bu maaşa kök aylık adı veriliyor. Örneğin ortalama maaşı 20.000 ₺ olan birisinin aylık bağlama oranı yüzde otuzsa kök aylığı 6.000 ₺ oluyor. Hesap basit değil mi?

İşte bu aylık bağlama oranı sistemdeki tüm adaletsizliğin ve karmaşanın ana sebebi. Nasıl mı? Aylık bağlama oranı 2000 yılından önce yüzde yetmişti. Yani o zamanlar ortalama maaşınızın yüzde yetmişi size emekli maaşı olarak bağlanıyordu. 2000 yılında çıkan yasayla bu oran yüzde altmışa düşürüldü ve nihayet 2008 yılında çıkan son yasayla da dramatik bir şekilde bu katsayı 20/100 sekize kadar düştü. Yani düşünsenize, 2008 yılı sonrası işe girdiyseniz ortalama maaşınızın sadece ve sadece 20/100 sekizi kadar emekli maaşı hak edeceksiniz.

Tabii günümüzde emeklilik yaşı gelenler genellikle her 3 dönemde de çalışmış ve prim ödemiş kişiler oluyor. Bu insanlar emekli olurken çalıştıkları 3 dönem için maaşları ayrı ayrı hesaplanıyor ve 3 dönemin toplamı kadar maaş bağlanıyor. Aylık bağlama oranı en düşük olan dönem 2008 sonrası olduğundan, 2008’den sonraki çalışma süresi çok olan çalışanlara daha düşük maaş bağlanıyor. Öyle ki son dönemlerde emeklilik başvurusu yapan asgari ücretle çalışanların aylık bağlama oranlarına göre hesaplanan kök aylıkları 4.000 ₺ ile 6.000 ₺ arasında. Bu kök aylıklar günümüz şartlarında çok düşük kaldığı için de devlet, hazineden bu maaşlara bir miktar ekleme yaparak 7.500 ₺’ye tamamlıyor.

sosyal.site

Peki neden 7.500 ₺? Adına en düşük emekli aylığı denen bu 7.500 ₺ rakamının belirli bir hesap yöntemi de yok. Tamamen keyfi bir yöntemle, hayat şartları göz önünde bulundurularak siyasi otorite tarafından belirleniyor. Ancak sorun şu ki, devlet tüm emeklinin kök aylıklarını ekleme yapmak yerine sadece kök aylığı 7.500 ₺’nin altında kalanlara ekleme yapıyor. Örnek vermek gerekirse, kök aylığı 6.000 ₺ olan bir emekliye devlet 1.000 ₺ katkı vererek aylığını 7.500 ₺’ya tamamlarken, kök aylığı 7.500 ₺ veya üstü olan emeklilere ise hazineden 1 ₺ bile destek verilmiyor. Onların maaşının yeterince yüksek olduğu düşünülüyor.

Şimdi bu maaş hesabına biz adil diyebilir miyiz? Gördüğünüz gibi destek alarak 7.500 ₺ emekli aylığı alan milyonlarca emeklinin gerçek aylığı aslında 7.500 ₺’nin çok altında. Şu anda toplam emekli sayısının yüzde yetmişe yakınının maaşı hazine tarafından 7.500 ₺’ye tamamlanıyor. Devlet adeta çalışma hayatı boyunca daha yüksek prim ödeyeni, daha uzun süre çalışanı ödüllendirmek yerine cezalandırıyor. Hayatı boyunca asgari ücretle çalışan biriyle asgari ücretin 3 katı maaşla çalışan, 3 katı prim ödeyene neredeyse aynı maaşı veriyor.

Sorun şu ki bu yasa değişmezse kök aylıklar iyice düşecek. Devlet çözüm olarak minimum emekli aylığını enflasyon üzerinde artırmaya devam edecek ve sonucunda da 10 yıl sonra emeklilerin yüzde sekseninden fazlası aynı maaşı alıyor olabilir. Emekliler bu adaletsizliğin giderilmesi için dava bile açtılar. En son Anayasa Mahkemesi’ne kadar gittiler. İşin ilginç tarafı, Anayasa Mahkemesi de burada bir adaletsizlik olduğunu kabul etti. Ancak çözümün kanunu değiştirmekle olabileceğini söyledi ve topu meclise attı. Adına intibak yasası denen bu düzenleme yıllardır mecliste bekliyor.

sosyal.site

İntibak gibi bir kelime kullanınca size karmaşık gelebilir; Türkçesi uyum sağlamak, yani maaşların gerçeğe uydurulması. Emekliler, aylık bağlama oranı değiştirilerek maaşlar arasındaki farkın giderilmesini, prim miktarı ve gün sayısına bağlı adil maaşlar bağlanmasını istiyorlar. Zaten Anayasa’nın eşitlik ilkesi de bunu emrediyor. Ancak bugün itibariyle mecliste böyle bir çalışma maalesef yok. Eğer bu yasa değişmezse, ülkeyi bekleyen çok ciddi sorunlar var. İnsanlar maaşlarını düşük göstererek yüksek prim ödemekten vazgeçebilirler. SGK’nın topladığı sosyal güvenlik primi azalır, hazineye binen yük artar. Uzun vadede ise sosyal güvenlik sistemimiz sürdürülemez bir hale gelebilir. Yani emeklilere düşük maaş vermek için türlü yasal düzenlemeler yapan devlet, günün sonunda çalışanlardan toplayacağı gelirlerden de mahrum kalabilir. Toplumdaki her birey aynı zamanda bir emekli adayıdır. Çalışırken bir gün emekli olacağınız günü veya alacağınız maaşı pek önemsemeyebilirsiniz.

Ancak emekli olduktan sonra çok düşük bir ücretle yaşamaya çalışmak mahkumiyet gibidir. Bu çaresizliği emekliler ve aileleri çok iyi bilir. O nedenle bu sorun hepimizi doğrudan ilgilendiriyor. Elbette siyasiler de bunun farkında. 2023 Mayıs seçimlerinde en düşük emekli aylığı 7.500 ₺’ya yükseltildi. Ancak aylık bağlama oranları ve intibak yasası konusunda bir gelişme hala yok. Görünen o ki bu sorun sadece emeklilerin sorunu değil. Günü kurtaran çözümler yerine adil bir değişikliği hepimiz talep etmeliyiz ki bu sayede bugünün ve geleceğin emekleri açlık sınırının altındaki maaşlara mahkum kalmasın.